Spina bifida; bebeğin anne karnındaki gelişimi esnasında omurgasının tam olarak kapanmaması, sinirlerinin bir bölümünün açıkta kalması ve buna bağlı sinir hasarı ile karakterize bir doğum kusurudur.
Spina bifida omurga ve omurilikte doğuştan gelen bir gelişim bozukluğudur. Sebepleri arasında genetik faktörler, folik asit eksikliği ve gebelikte kullanılan bazı ilaçlar sayılabilir. Bebek genellikle sırt veya bel bölgesinde bir kese ile doğar ve bu kese içerisinde omurilik zarı veya omuriliğin kendisi mevcuttur.
Bu duruma bağlı olarak mesane ve bağırsak fonksiyonları ile alt ekstremite kemik ve kas sistemini etkileyen farklı patolojilerle birliktelik gösterir. Omurgadaki tutulum seviyesine bağlı olarak farklı derecelerde kas güçsüzlüğü, hareket ve duyu kayıplarına yol açar. Tutulan seviyeye göre kas-iskelet sistemi ve duyusal patolojilerle birlikte mesane ve bağırsak fonksiyonlarında da sorunlar gözlenir. Ayrıca his kaybı nedeniyle oluşan bası yaraları, bu hastalarda karşılaşılan en önemli sorunlardan biridir.
Spina bifida’da ayak deformiteleri; sinir hasarının düzeyine bağlı olarak bazı kasların zayıf ya da felçli, karşıt kasların ise görece güçlü kalması sonucu oluşan kas dengesizliğine bağlı olarak gelişir. Bu durum zamanla kemik ve eklemlerin uygun olmayan pozisyonda gelişmesine yol açar.
Kas-iskelet sistemi sorunlarının tedavi sürecinde fizik tedavi ve rehabilitasyonun önemli bir yeri mevcuttur. Meydana gelen kas-iskelet problemlerinin fizik tedavi ve ortopedik cerrahi ile daha iyi duruma getirilmesi amaçlanır. Ortopedik tedavide hedef; yapılan cerrahi işlemler ile hastanın fiziksel fonksiyonlarının gelişimine katkı sağlamaktır.
Tüm bu ortopedik tedavilerde temel amaç; yere düz basan, bası yaralarının oluşmadığı ve ağrısız bir ayak yapısı elde etmektir.
Prof. Dr. Ümit Tuhanioğlu'ndan randevu almak veya klinik sorularınızı iletmek için butona tıklayın.